Engelli Emeklilikte Dayanışma Derneği (EMED) Yönetim Kurulu Başkanı Nazlı Tetik, 15 Ocak 2025 tarihinde yürürlüğe giren 7538 sayılı Kanun’un ardından engelli emekliliği alanında yaşanan hak kayıpları ve değişen değerlendirme kriterlerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Tetik, engelli emekliliğinde yeniden engellilik sağlık kurulu raporlarının esas alınması, çalışma gücü kaybı kriterlerinin ise yalnızca malulen emeklilik uygulamalarında kullanılması gerektiğini söyledi.
Engelli emekliliğinin sosyal devlet anlayışının önemli bir unsuru olduğunu belirten Tetik, çalışma hayatına engelli olarak başlayan ve yıllarca prim ödeyerek üretime katkı sunan bireylerin, emeklilik aşamasında farklı kriterlerle karşı karşıya bırakılmasının ciddi mağduriyetlere yol açtığını ifade etti.
“Engelli Emekliliği ile Malullük Karıştırılmamalı”
EMED Başkanı Nazlı Tetik, engelli emekliliği ile malulen emekliliğin farklı sosyal güvenlik uygulamaları olduğuna dikkat çekerek, her iki sistemde aynı değerlendirme kriterlerinin kullanılmasının doğru olmadığını vurguladı.
Tetik, “Malulen emeklilikte çalışma gücü kaybı kriterlerinin esas alınması doğaldır. Çünkü malullük sistemi bunun üzerine kuruludur. Ancak engelli emekliliği, engellilik durumunun tespitiyle tanınan ayrı bir haktır. Bu nedenle engelli emekliliğinde sağlık kurulu raporları esas alınmalı, çalışma gücü kaybı kriterleri yalnızca malullük uygulamalarında kullanılmalıdır” dedi.
“Yıllarca Geçerli Sayılan Raporlar Emeklilikte Yok Sayılamaz”
Çalışma hayatına girişte kabul edilen engellilik durumunun yıllar sonra farklı yöntemlerle yeniden değerlendirilmesinin hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkeleriyle bağdaşmadığını ifade eden Tetik, birçok vatandaşın emekliliğine kısa süre kala veya emeklilik başvurusu sırasında hak kaybı yaşadığını söyledi.
Engelli bireylerin çalışma yaşamları boyunca mevzuata uygun şekilde aldıkları sağlık kurulu raporlarına göre istihdam edildiğini, vergi indirimi veya diğer haklardan yararlandığını hatırlatan Tetik, aynı kişilerin emeklilik aşamasında farklı kriterlerle değerlendirilmesinin sosyal güvenlik sistemine olan güveni zedelediğini belirtti.
“Amaç Yeni Engeller Çıkarmak Değil, Hakkı Korumaktır”
EMED’in değerlendirmesinde, engelli emekliliğinde başvuru süreçlerinin sadeleştirilmesi, sağlık değerlendirmelerinin anlaşılır ve şeffaf hale getirilmesi gerektiği de vurgulandı.
Tetik, engelli bireylerin haklarını kullanabilmek için yıllarca süren mücadelelerin ardından yeni bürokratik engellerle karşılaşmaması gerektiğini ifade ederek şunları söyledi:
“Emeklilik bir lütuf değil, yıllarca ödenen primlerin ve verilen emeğin karşılığıdır. Sosyal güvenlik sisteminin görevi yeni mağduriyetler üretmek değil, vatandaşların kazanılmış haklarını korumaktır. Engelli bireyler emeklilik sürecinde belirsizlik, endişe ve hak kaybı yaşamadan geleceklerini planlayabilmelidir.”
“Asıl Hedef Onurlu ve Güvenceli Bir Yaşam”
Nazlı Tetik, engelli emekliliği konusunun yalnızca teknik mevzuat tartışmalarıyla sınırlandırılamayacağını belirterek, konunun insan onuru, sosyal güvenlik ve bağımsız yaşam hakkı çerçevesinde ele alınması gerektiğini söyledi.
EMED olarak taleplerinin net olduğunu ifade eden Tetik, “Engelli emekliliğinde yeniden sağlık kurulu raporları esas alınmalı, çalışma gücü kaybı kriterleri sadece malulen emeklilik uygulamalarında kullanılmalıdır. Yıllarca çalışmış, üretmiş ve prim ödemiş engelli bireylerin haklarına erişimi kolaylaştırılmalı, sosyal güvenlik sistemi öngörülebilir ve güvenilir hale getirilmelidir” diye konuştu.